Fazla Kilolarımdan Kurtulamıyorum !

Obezite yani şişmanlık vücutta yağ oranının atması demektir. Dünya Sağlıık Örgütünce en riskli hastalıklar arasında yer almaktadır. Yarattığı bedensel ve ruhsal sorunlar nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bedensel sorunlar arasında kalp ve damar sistemi hastalıklarını, metabolik sendromu, diyabet, kas, kemik ve eklem hastalıklarını sıralayabiliriz.  Aynı zamanda psikolojik sorunlar arasında beden algısı ile ilgili sorunlar, kendini beğenmeme, suçluluk duyguları, etiketlenme, yemeğe ve kilo vermeye aşırı odaklanma sonucu katı ve aşırı sınırlar koyan tutumlar, depresyon, sosyal izolasyon, tekrar tekrar başlayıp bırakılan diyet çabalarının yol açtığı özgüven sorunları ve tıkanırcasına yeme gibi yeme bozuklukları durumlarını sıralayabiliriz. Bunlarla birlikte  ideal kiloya ulaşılmasa bile  %5- 10 oranında bir kilo kaybı ile hastalık riskinde büyük oranda azalma gözlenmiştir.

Tıbbi olarak şişman olma ile kendini fazla kilolu ya da şişman hissetme farklı durumlar. Bu algıda kişisel özelliklerin yanısıra toplumsal ve çevresel etmenler de büyük rol oynuyor. Özellikle medyada ve endüstriyel toplumlarda dayatılan güzel/ideal  kadın/erkek imajları tıbbi olarak şişman olmasa da insanların kendini şişman hissetmesine, mutsuz olmasına neden olurken bir çok ticari pazarlar da doğuruyor. Spor salonları, diyet programları, medyadaki programlar, zayıflama ilaçları – içecekleri gibi. Televizyonda üst üste şişmanlatan paketlenmiş hazır gıda reklamları izlerden hemen ardından gelen programlarda zayıflama ile ilgili konular işlenebiliyor. Sabah programlarında sürekli bir onu yiyelim bunu yemeyelimler, stüdyolarda masaların üzerine konmuş cevizler, yeşillikler, otlar çöpler varken bir sonraki kuşakta ne pişirelimler başlıyor ve ağdalı şuruplu tatlılar her gün gözlerimizin önüne seriliyor. 

Peki kime şişman diyeceğiz.  Şişmanlık tıbbi olarak beden kitle indeksi ile tanınıp, takip edilir. Hesaplamak için kilonuz tartılacak, boyunuz metre olarak ölçülüp ve karesi alınacak, sonra bölme işlemi yapılacak.

BKI= kilo kg / boy m²

Buna göre

18.5 kg/m2’nin altında: Zayıf
18.5-25 kg/m2 arası: Normal kilo
25-30 kg/m2 arası: Fazla kilo
30-35 kg/m2 arası: I.Derece Obez
35- 40 kg/m2 arası: II.Derece Obez
40 kg/m2 üzerinde: Morbid Obez

Obesite yada şişmanlık oluşumunda bir çok neden birlikte katkı sağlar. Beslenme alışkanlıkları, genetik, hormonal, çevresel etmenler hep birlikte rol oynarlar.

Obesite ile mücadele de öncelikle obesite oluşumunun önlenmesi ve sağlıklı beslenme alışkanlığının geliştirilerek fazla kiloların ortadan kaldırılması şeklinde özetlenebilir.  Tedavide çeşitli diyet programları, fiziksel egzersiz programları, farmakolojik tedaviler, cerrahi operasyonlar ve psikolojik tedaviler gibi seçenekler mevcuttur. Bu seçenekler kişiye özeldir ve çoğu zaman multidisipliner olduğu zaman başarı şansı daha yüksektir. Tedavideki hedef asla hızlı kilo verme değil, uzun dönemde beslenme, düzenli yemek yeme ve fiziksel egzersiz davranışlarının kazanılmasını içeren sağlıklı beslenme alışkanlığının kazanılması ve geri kilo alımının engellenmeye çalışılmasıdır.

Psikiyatri bu multidisipliner yaklaşımın bir çok yerinde yer alıyor. Bunlar yeme tutumunun değiştirilmesi, şişmanlığın neden olduğu ya da şişmanlığa yol açan psikolojik sorunlarla mücadele etme, anoreksiya yada bulumia gibi yeme bozukluklarının tedavisi, yavaş ve istikrarlı kilo verme hedefine ulaşılması için psikolojik destek sağlanması, sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmede yaşam tarzı değişikliğinin oluşturulmasına katkı sağlanması şeklinde sıralanabilir.

Obezite tedavisinde kullanılan ilaçlara bakıldığında olası yan etkileri ve ilaç bırakıldığında yeniden kilo alımı gerçekleşmesi nedeniyle kullanım alanı kısıtlıdır. Doğru diyet ve egzersiz programlarının uygulaması zor olsa da yan etki olasılığının olmaması nedeniyle önemi büyüktür.  Obesite ile mücadelede psikiyatrik yaklaşım olarak bilişsel davranışçı terapinin önemli bir yeri vardır. Tedavide amaç obesiteye neden olan yemek yeme alışkanlığı ve davranış değişikliğinin sağlanmasıdır. Bu hiç de kolay değildir ama mümkündür. Mesela bir dilim çikolata yemenin verdiği haz hemen ortaya çıkıveren, çok hızlı ve güçlüyken çok uzaklarda görünen zayıflamanın yaratacağı olası olumlu sonuçların üzerine yoğunlaşabilmek elbette güçtür. Diyet ve egzersiz çoğu zaman zaten aktivitesi kısıtlı, iştahlı bir insan için zorlayıcı, keyifsiz ve yorucudur. Egzersizin de olumlu sonuçları için epeyce bir beklemek gereklidir. Davranışçı tedavideki amaç bu kısa dönemde ortaya çıkan hazzın yerine uzun dönemdeki sağlıklı beslenme ve kilo verme hedefine ulaşmak için sistematik davranış değişikliğini sağlamaktır. Bilişsel terapide kişinin yeme tutumuna neden olan davranış ve düşünceleri üzerinde çalışılır.

Sonuç olarak, obesite ile mücadelede diyet, spor,  fiziksel tıp gibi alanlarla birlikte psikiyatrik desteğin tedavide önemli katkıları vardır. Sadece kilo verme amaçlı tedaviler tek başına yeterli değildir ve çoğu zaman yeniden kilo almayla sonuçlanır. Özellikle kişinin yemek yeme tutumu ile ilgili psikolojik durumunun incelenmesi ve psikiyatri uzmanının şişmanlığın mücadelesinde yer alması en doğru yaklaşım olacaktır.