Kaygı (Anksiyete)

Anksiyete (kaygı) herkesin tanıdığı, hayatımızın birçok alanında karşılaştığımız kolay giderilemeyen sıkıntı, bunaltı ve endişe duygusudur. Hafif bir tedirginlik hissinden panik derecesine varabilen bir duygudur.

   Kaygı evrimsel olarak bir tehlike ya da bir tehdit algısına karşılık bizleri koruyan bir alarm mekanizmasıdır aslında.  Bir tehlike var, koşup kaçmamız gerekiyor, kalp atışımız hızlanır, kan basıncımız artar, kaslarımız gerginleşir ki hızlı koşup kaçabilelim. İşte ortada gerçek bir tehdit ya da tehlike yokken yani koşarak kaçmamız gerekmeyen bir durumda ortaya çıkan anksiyete belirtileri amaca hizmet etmeyen aksine günlük yaşam işlevlerimizi bozan, ilişkilerimizi, performansımızı olumsuz etkileyen bir durum haline gelir. Örneğin sıradan bir sınav öncesinde, biriyle tanışmaya giderken, asansöre bindiğinizde, metroyla yolculuk yaparken ya da nedenini bilmediğiniz bir şekilde durduk yerde nefesinizin tıkanması, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, bayılacak gibi olma, halsizlik, elin ayağın titremesi, ateş basması, ter boşalması, baş dönmesi gibi belirtilerle işlevsiz olarak ortaya çıkabilir.

 Kaygı belirtileri süresi, şiddeti, oluştuğu durumlar itibariyle kişiden kişiye çok farklılık gösterir. Yukarıda sözünü ettiğimiz belirtilerin günlük yaşamınızı olumsuz etkilemesi, kişiler arası ilişkilerinizi bozması halinde tanısal düzeyde bir hastalığınız olmasa bile psikolojik destek almanız yararlı olacaktır. Tedavide kişinin durumuna göre ilaç tedavisi, tek başına ya da ilaçla birlikte uygulanan psikoterapi yöntemleri uygulanır. İlaç tedavisinde amaç kaygının belirtilerini azaltmak varsa eşlik eden depresyonu tedavi etmektir. Psikoterapide amaç kişinin kaygıyla nasıl baş edeceğini öğrenmesine yardımcı olmak ve kaygının motivasyonel düzeyde kalmasını sağlamaktır.