Sosyal Fobi

Sosyal anksiyete bozukluğu ya da daha sık bilinen adıyla sosyal fobi, başkalarına karşı rezil olmaktan, utanç verici bir duruma düşmekten, eleştirilmekten, alay edilmekten, reddedilmekten, beğenilmemekten kısacası topluluk içinde olumsuz olarak değerlendirilmekten sürekli ve yoğun bir şekilde korkma ve sıkıntı duyma halidir.

Sosyal fobi ortalama yüz kişiden on kişide görülebilir. Genellikle ergenlik çağında başlar. Parmak kaldırmamak, söz almamak, bir şeylerden kaçınmak, sorumluluk almak istememek, yeterli akran ilişkisinin olmayışı sosyal fobiden şüphelenilmesi gereken durumlardır. Sosyal fobinin gelişmesinde genetik ve biyolojik nedenlerin yanı sıra aile tutumu ile ilgili olabileceğini gösteren çalışmalar da mevcuttur.

Sosyal fobik kişiler korku veren durum ve ortamlardan kaçınırlar. Örneğin sesim çatlıyor diye toplum içinde konuşmak istemeyebilir, ellerim titriyor diye başkasının yanında yemek yemekten kaçınabilirler. Korku veren sosyal durumla karşılaşma hemen her zaman kaygıya neden olur. Yüz kızarması, terleme, ağız kuruması, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, el ayak titremesi gibi bedensel kaygı belirtileri gösterebilirler. Kişi performans gerektiren durumlardan ya tamamen kaçar ya da yoğun bir kaygı yaşayarak bu duruma katlanmak zorunda kalır.

Sosyal fobi tedavisi olan bir hastalıktır. Tedavide ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte uygulandığında daha etkili sonuçlar alınır. En sık kullanılan psikoterapi şekli bilişsel ve davranışçı terapilerdir.